
Altını Çizdiklerim;
*Her zamanki iyi niyetimle ve bu meseleye karşı alerjim olduğundan, psikanalizi bir tür sağlıklı boşalma uygulaması saymaya çalışıyordum. Yine de laik Amerika’nın papazların, günah çıkaran rahiplerin vesayetini sırtından attıktan sonra, bir başka vesayete girmiş olduğu kuşkusu içimde giderek artıyor.
*Güney, İç Savaş’tan sonra öylece durmuş, ülkenin geri kalanının doludizgin gelişimine kıyasla ekonomisi hep geri geri gitmiş.
*Bir sahici mutluluk var, yaptıklarında kendini gerçekleştiren kişininki, bir sahici mutsuzluk var, boşlukta, bir düzeneğin dişli çarkı olarak yaşamaktan acı çekeninki. Aynı şekilde, bir sahte mutluluk var ki, pek yaygın, boşlukta yaşayıp da bilincinde olmayan kişininki; bir de sahte mutsuzluk var, yaşamın heba edilişini protesto edeyim diye bir yaşamı heba etmeyi program edinen kişininki.
*Amerika insanlar ile doğa arasında özel bir ilişkiden oluşuyor.
*Amerikan tarımında genellikle olduğu gibi, insan varlığına rastlanmıyor. Her şey makinelerle yapılıyor, cevizlerin toplanmasa da,
*Avrupa’da ABD’yi hep tek bir ulusmuş gibi görme eğilimindeyiz, onun ne oranda Birleşik Devletlerolduğunu, federal düzenlemelere karşın zihniyetin, basının, politikanın, göreneklerin, yargının, hem de çoğunlukla tepkizi ve her zaman saçma sapan bir eyalet duygusunun damgasını taşıdığının farkına varmıyoruz.
*Sendikalar Amerika’da muazzam bir güce sahip ve o güç gündelik yaşantıyı bizim orada hayal edilemeyecek biçimde etkiliyor.
*Tüketim uygarlığının da kendi katedralleri var: Supermarkets, department stores.
*Mesele şu ki bu ülke tarihtense coğrafyayı seçmiş insanların diyarı. Üç yüz yıldan fazladır. Amerika kendi memleketlerinde tarihsel sorunlarla boğuşan insanlar için bir coğrafi çözüm olmuş.
*İnsanlık tarihinin her aşamasında, salaklaşma, manen yoksullaşma, ruhen ölüm tehlikeleri hep hazır ve nazırdır.
*Afrika sanatı, eski kavimlerin adları, törenleri ve görenekleri şimdi Amerikan zencilerinin seçkin kesimi arasında bir tür modaya dönüşmüş.
*Bir kenti sevmenin hep üzüntü veren bir karşılığı da vardır. Sevilen sokakların görünümünün değiştiğini, eski uyumların altüst olduğunu, yeni yapılanın sık sık eskisinden daha çirkin ve geçmişle kıyaslanamaz olduğunu görmek.
*New York’a ayak basan Avrupalı yolcunun ilk izlenimi şu: Amerika hiç de Amerikanlaşmamış, biz onlardan daha fazla Amerikanlaşmışız.
*Haftalar hep öncesinden düzenleniyor, hayata schedule egemen, program not defteri yani; günün iş görüşmelerini daha yirmi gün öncesinden belirlemiş olman gerekiyor, kahvaltıyı kiminle edeceğini, davetli olduğun coctail-party’yi, akşam yemeğine kimi çağıracağını, bir scotch içmeye gideceğin akşam davetlerini de.
gallismo; İtalyanların kadınları fethetme çabasıyla, aşırı iltifata ve erkeklik gösterisine dayanan çapkınlık alışkanlığı.