
Altını Çizdiklerim;
*“Borçlandırılmış insan”, doğumundan ölümüne kadar ona tüm hayatı boyunca eşlik eden bir alacaklı-borçlu iktidar ilişkisine tabidir. Eskiden cemiyete, tanrılara, atalara karşı borçluysak da artık Sermaye “tanrı”sına borçluyuz.
*Noeliberalizm yüzünü geleceğe dönmüş bir ekonomidir, çünkü finans, gelecekte yer alan, dolayısıyla da güncel zenginlikle kıyas kabul etmez bir zenginlik vaadidir.
*Zamanı, yani kendisine ait olmayan bir şeyi, tek maliki Tanrı olan bir şeyi satıyordu. “Gerçekte sattığı, borç verdiği an ile faiziyle ödeme aldığı an arasında akan zamandan başka nedir? Oysa zaman yalnızca Tanrı’ya aittir. Zaman hırsızı olarak tefeci, Tanrı’nın mülkünün hırsızıdır.”
*“ileriye doğru yaşar, geriye doğru düşünürüz” İleriye doğru yaşamak “dünyaya ve yaşamın yeni olanaklarına inanmak” anlamına gelir.
*Sermaye olarak para geleceği herkesten önce ele geçirir/satın alır.
*Derecelendirme şirketleri bağımsız değerlendirmeler yapan yapılar olmayıp, tam tersine “alacaklı iktidar” bloğunun tamamlayıcı bir parçasını teşkil ederler.
*“Doğa” da hayvanlarla meşgul olarak çalışmanın vaat ettiği özgürlük ve özerklik üretimi düzenleyen ve geliri dağıtan kurumlara karşı genelleşmiş bir bağımlılığa evrilir ve bu bağımlılık borçlandırılmış insanın koşullarını tanımlar.